Daha fazla bilgi için KVKK bilgilendirmemizi, çerez kullanım ve gizlilik koşullarını inceleyebilirsiniz.
Oturum yönetimi, güvenlik ve temel site işlevleri için gereklidir. Bu çerezler olmadan site düzgün çalışmaz ve devre dışı bırakılamaz.
Ziyaretçilerin siteyi nasıl kullandığını anonim olarak ölçeriz. Hangi sayfaların popüler olduğunu ve kullanıcıların nerede zorluk yaşadığını anlamamıza yardımcı olur.
Size ve ilgi alanlarınıza uygun reklamlar göstermek için kullanılır. Kapatırsanız reklamları görmeye devam edersiniz, ancak daha az alakalı olabilirler.
Buluşma ve Gökyüzüne Açılan Kapı
İstanbul ya da Ankara’dan başlayan serüvenimizde, soluğu havalimanının iç hatlar gidiş terminalinde alıyoruz. Uçuştan 2 saat önce başlayan hazırlık ve bagaj işlemlerinin ardından, kanatlarımızı Bodrum’a doğru açıyoruz. Gökyüzünde kısa ve keyifli bir yolculuk bizi Ege’nin masmavi koylarına taşıyor.
Bodrum’a Merhaba
Bodrum’a indiğimizde bizi havaalanı çıkışında şık bir araç karşılıyor. Şehrin kalbine doğru ilerlerken, rüzgârda tuz ve tarih kokusu var. Merkeze varır varmaz, kendimizi daracık sokakları, rengârenk dükkanları ve mis kokulu begonvilleriyle ünlü otantik çarşının büyülü atmosferinde buluyoruz.
Zamanda Yolculuk: Bodrum Kalesi ve Sualtı Arkeoloji Müzesi
Çarşıdan geçerek ulaştığımız görkemli Bodrum Kalesi’nin taş kapısından adım atar atmaz, geçmişin derin sessizliği bizi sarıyor.
Burada sırasıyla şu eşsiz noktaları keşfedeceğiz:
Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi – Dünyanın en özel sualtı hazinelerine ev sahipliği yapan bu müze, denizlerin altından çıkarılmış efsunlu eserlerle dolu.
İngiliz Kulesi & İtalyan Kulesi – Tarihin fısıldadığı bu iki kule, kaleye hâkim noktalarda unutulmaz bir panorama sunuyor.
Cam Batık Salonu – Binlerce yıl önce sulara gömülen bir geminin cam yükü, ışık oyunlarıyla adeta yeniden canlanıyor.
Karyalı Prenses Salonu – Bir prensesin hüzünlü ve görkemli hikâyesine tanıklık ettiğimiz bu bölüm, zamanda geriye yolculuk gibi.
Zindan ve Uluburun Batığı – Antik dünyanın en eski batıklarından birine ait eşsiz parçalar, denizlerin derin sırrını gözler önüne seriyor.
Sanat Güneşine Saygı: Zeki Müren Evi
Kale gezimizin ardından, Bodrum deyince ilk akla gelen isimlerden birine, sanat güneşi Zeki Müren’in hâlâ ruhuyla dolu evine gidiyoruz. Onun kişisel eşyaları, plakları ve zarif dünyası bizi bir başka zamana götürüyor. Sonrasında ise öğle yemeği için serbest zaman. Rehberimizin önerileriyle yöresel lezzetlerin tadına bakabilir, dar sokaklarda kaybolabilirsiniz.
Gün Batımına Doğru: Marmaris’e Uzanış
Belirlenen saatte bir araya gelip, günün geri kalanında rotamızı Marmaris’e çeviriyoruz. Çam ormanları ve turkuaz koylarla çevrili yolculuğumuzun ardından otelimize ulaşıyoruz. Odalarımıza yerleşiyor, akşamın verdiği huzurla açık büfe akşam yemeğimizi otelimizde yiyoruz. Geceyi huzur ve konforla tamamlıyoruz.
Öğle Yemeği: Serbest zamanda ekstra olarak yöresel lezzetlerin tadına bakabilirsiniz. – Ekstra
Akşam Yemeği: Otelimizde açık büfe olarak alınacak olup, tur ücretine dahildir.
Sabahın ilk ışıklarında otelimizin açık büfe kahvaltısında serpilen enerjiyle yola koyuluyoruz. Rota: Datça – Antik çağlarda Knidos adıyla anılan, tertemiz havasıyla insanın içini açan bu yarımada…
Akdeniz ile Ege’nin kucaklaştığı o eşsiz noktada, mavinin sonsuz tonlarına tanıklık ederken ruhumuz şenleniyor. Ardından Eski Datça’nın taş sokaklarına dalıyoruz; zamanın durduğu, her köşesinde bir hikâye fısıldayan bu eski Rum mahallesinde adımlarımız Can Yücel Sokağı’na çıkıyor. Usta şairin son yıllarını geçirdiği, şiir kokan evini dışarıdan selamlıyor, hemen yanı başındaki köy kahvesinde soluğu alıyoruz. Kahvenin buram buram geçmiş koktuğu o mahalle arasında, Can Yücel’in dizelerini içten içe mırıldanmamak elde değil.
Eski Datça’nın daracık, rengârenk sokaklarını fotoğraflayarak ölümsüzleştirirken Datça’ya özgü bademin büyülü lezzetiyle tanışıyoruz: Bademli dondurma, serinletici gazoz, çıtır kurabiye ve kahve… Her lokmada bu toprakların öyküsünü tadıyoruz.
Derken Yeni Datça’ya varıyoruz. Ilıca Gölet'inin dingin suları, Taşlık Plajı’nın masmavi koyu… İşte şimdi tam bir özgürlük anı. Dilerseniz tertemiz sularda yüzmek, dilerseniz yöresel lezzetlerin peşine düşmek için serbestsiniz. Gölet'in serinliğinde öğle yemeği keyfini kendiniz yaratın, unutulmaz bir mola sizi bekliyor.
Buluşma saati geldiğinde soluğu Datça Kooperatifi’nde alıyoruz. Bademin ballısını, bisküvisini, kremasını… Yörenin tüm masum ve doğal ürünlerini burada keşfediyoruz. Alışveriş çantalarımız doluyor, gözlerimiz gönlümüz gibi aydınlık.
Akşam otelimize dönerken yorgunluk yok daha! Çünkü gece büyüleneceğiz. İsteyen misafirlerimizle birlikte Marmaris Yat Limanı’nda nazlı adımlarla yürüyüşe çıkıyoruz. Denizin pırıltısı altında Atatürk Heykeli, ışıl ışıl yat limanı ve tarihin koynundaki Kale İçi… Her köşe bir başka masal. Geceyi bu eşsiz manzarayla taçlandırıp otelimize dönüyoruz.
Gün boyu ruhumuzu şiirle, gözümüzü mavilikle, damağımızı bademin enfes lezzetiyle buluşturduk. Şimdi sıra otelimizdeki açık büfe akşam yemeğinde bu güne bir kahkaha daha katmakta…
Sabah Kahvaltısı : Otelimizde açık büfe olarak alınacak olup, tur ücretine dahildir.
Öğle Yemeği : Serbest zamanda ekstra olarak yöresel lezzetlerin tadına bakabilirsiniz.
Akşam Yemeği : Otelimizde açık büfe olarak alınacak olup, tur ücretine dahildir.
Sabah, güne bir başlangıç…
Otelimizde sizi bekleyen güneş gibi parlak açık büfe kahvaltımızla güne merhaba diyoruz. Ardından rotamızı Çamlıköy'e çeviriyor, efsanelerin ve masalların diyarı Gökova'ya doğru yola çıkıyoruz.
Burası sadece bir koylar topluluğu değil; Poseidon’un sarayına ev sahipliği yapan, Kleopatra’nın büyülendiği kumsalı bağrında taşıyan, Jacques Cousteau’nun “Dünyanın cenneti” dediği eşsiz bir cennet köşesi.
Gökova Tekne Turu ile zamanda yolculuk başlıyor…
Denizin masmavi kollarında süzülürken uğrayacağımız koylar:
Gelibolu Adası – Doğanın sessiz sedasız izi
Zeytinli Koy – Zeytin kokuları arasında masmavi bir mola
Kleopatra Plajı – Altın kumlarının sırrına ince bir dokunuş
Sedir Adası – Antik dünyanın sessiz tanığı (müze kart geçmez, ada yerine başka bir koyda yüzme molası da mümkün)
İncekum – İpeksi kumlar, billur sular
Lacivert Koy veya Yunus Koy – Belki bir yunus selam verir, belki de rüzgar fısıldar sana…
Her koyda serin sulara atlayacak, öğle yemeğimizi teknenin güvertesinde bu eşsiz manzara eşliğinde yiyeceğiz. (Evet, öğle yemeği tura dahil!)
Akyaka’nın büyüsüne geçiş…
Gökova’nın hikâyesini kalbimize koyduktan sonra rotamız Akyaka’ya dönüyor. Burada bizi başka bir masal bekliyor: Azmak Çayı.
Pancar motorlu teknelerimizle bir doğa harikasına, zümrüt suların sessizce aktığı Azmak Çayı’na süzülüyoruz. Suyun altındaki bitki örtüsü, rengârenk akıntılar ve kuş sesleri arasında adeta zaman duruyor.
Gün sonu…
Yorgun ama huzur dolu bir şekilde otelimize dönüyoruz. Akşam açık büfe yemeğimiz sizi bekliyor. Gün boyu içtiğimiz deniz kokusunu, rüzgarın fısıltısını ve suyun şarkısını yastığa koyup uykuya dalıyoruz.
Sabah Kahvaltısı : Otelimizde açık büfe olarak alınacak olup, tur ücretine dahildir.
Öğle Yemeği : Gökova Tekne turu sırasında alınacak olup, tur ücretine dahildir.
Akşam Yemeği : Otelimizde açık büfe olarak alınacak olup, tur ücretine dahildir.
Not : Sedir Adası Girişinde Müze Kart Uygulaması Geçerli Olmayıp, Sedir Adasına Girmek İstemeyen Misafirler İçin Başka Koy'da Yüzme Molası Verilecektir.
Güne Merhaba, Keyfe Merhaba
Sabah otelimizde bol çeşitli kahvaltımızla güne başlıyoruz. Kahvaltının ardından tüm gün tamamen size ait – özgürce keşfedin, dinlenin ya da maceraya atılın.
Deniz ve kum hasreti çekenler için otelimize yakın mesafede halk plajı var. Dilerseniz gün boyu serin suların tadını çıkarabilir, güneşlenip rüzgârın sesini dinleyebilirsiniz.
Adrenalin ve keşif tutkunları içinse iki unutulmaz ekstra tur seçeneği:
🌟 MARMARİS TEKNE TURU – Sakinlerin ve Deniz Tutkunlarının Rotası
Bodrum turuna alternatif olarak düzenlenen bu özel teknede, mis gibi Ege rüzgârı eşliğinde mavi yolculuğa çıkıyoruz. Otelden tekneye transferimiz yapıldıktan sonra, tertemiz koylarda yüzme molaları ve öğle yemeği ile dolu dolu bir gün bizi bekliyor. Gün sonunda yorgun ama mutlu, otelimize dönüyoruz.
🚙 MARMARİS JEEP SAFARİ – Adrenalin ve Eğlence Bir Arada
Biraz çamur, biraz toz, bol kahkaha ve keşif… Diğer turlar size sakin geliyorsa, Jeep Safari’ye atlayın! Otelimden alınan misafirlerimiz transfer noktasında maceraya ‘merhaba’ diyor. Öğle yemekli bu vahşi yolculukta doğayla iç içe, şelalelerde serinleyip köy yollarında özgürce sürüyoruz. Tur bitiminde otelimize neşeli bir dönüş sizi bekliyor.
Akşam ise yine otelimizdeyiz. Günün yorgunluğunu lezzetli bir akşam yemeğiyle atıyor, ardından konaklamamızın keyfini çıkarıyoruz.
Not: Turlar ekstra ücretlidir ve kişisel tercihlere göre düzenlenir. Her iki tura da katılım gönüllülük esasına dayalıdır.
Sabahınıza hafif ve lezzetli bir kahvaltıyla başlıyoruz. Güne Marmaris'in huzur dolu rüzgarıyla merhaba dedikten sonra rotamızı doğanın ve tarihin buluştuğu büyülü bir noktaya çeviriyoruz: Pamukkale...
Yol boyunca manzaralarla süslenecek rotamızın ardından sizi bambaşka bir dünya karşılayacak. Adeta pamuktan bir cennet gibi… Bembeyaz travertenlerde yalın ayak yürürken, doğanın binlerce yıldır işlediği bu eşsiz toprağın sizi nasıl sarıp sarmaladığını hissedeceksiniz. Her adımınızda bir başka güzellik, her karesinde bir başka masal saklı bu beyaz sırtta özgürce yürüyebilir, unutulmaz kareler yakalayabilirsiniz.
Ardından zamanın durduğu nokta: Hierapolis Antik Kenti bizi bekliyor. Tarih burada fısıldar; adımlarınız Roma’nın ihtişamlı günlerine dokunur.
Ziyaretimizde:
Hierapolis Arkeoloji Müzesi (tarihin izleri gözlerinizin önünde canlanır),
Roma Zafer Kapısı (geçmişten günümüze uzanan görkemli bir selam),
Gymnasium (antik çağda bilimin ve bedenin buluştuğu alan),
Ve en keyiflisi, yılın her günü ılık sularıyla masmavi bir rüya sunan Antik Havuz.
Dilerseniz Kleopatra’nın izinde, antik sütunların arasında yüzerek bambaşka bir deneyim yaşayabilirsiniz.
Günboyu süren bu kültür ve doğa şöleninin ardından, yol güzergahımızda keyifli bir öğle molası verip, enerjimizi tazeliyoruz.
Sonra rotamız İzmir Adnan Menderes Havalimanı.
Burada bilet ve bagaj işlemlerimizi tamamlayıp İstanbul veya Ankara’ya doğru kanatlanıyoruz.
Gökyüzüne yükselirken içinizde Pamukkale'nin beyazlığı, Hierapolis'in fısıltısı, unutulmaz bir günün yorgunluğu ve mutluluğu kalıyor.
Bir sonraki keşifte yeniden buluşmak üzere…
Sonsuz yolculuklar seninle olsun. ✨
Sabah Kahvaltısı : Otelimizde açık büfe olarak alınacak olup, tur ücretine dahildir.
Öğle Yemeği : Serbest zamanda ekstra olarak yöresel lezzetlerin tadına bakabilirsiniz.
Akşam Yemeği : Yol üzerinde Mola tesislerinde ekstra olarak alabilirsiniz.
İlk yorumu siz yapın