Daha fazla bilgi için KVKK bilgilendirmemizi, çerez kullanım ve gizlilik koşullarını inceleyebilirsiniz.
Oturum yönetimi, güvenlik ve temel site işlevleri için gereklidir. Bu çerezler olmadan site düzgün çalışmaz ve devre dışı bırakılamaz.
Ziyaretçilerin siteyi nasıl kullandığını anonim olarak ölçeriz. Hangi sayfaların popüler olduğunu ve kullanıcıların nerede zorluk yaşadığını anlamamıza yardımcı olur.
Size ve ilgi alanlarınıza uygun reklamlar göstermek için kullanılır. Kapatırsanız reklamları görmeye devam edersiniz, ancak daha az alakalı olabilirler.
TÜM TURLAR DAHİL - EKSTRA TUR YOK
Bakü – Şamahı – Şeki – Sighnaghi – Bodbe Manastırı – Tiflis – Dilican – Sevan Gölü – Erivan – Garni – Geghard – Charents Kemeri – Cascade – Cumhuriyet Meydanı – Gum Pazarı - Mtskheta
TUR TARİHLERİ:
4 Eylül / 28 Eylül / 12 Ekim / 26 Ekim / 9 Kasım / 7 Aralık
İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı Dış Hatlar Gidiş Terminali’nde buluşmamızın ardından bilet, bagaj ve pasaport işlemlerimizi tamamlıyor; AJet Hava Yolları’nın VF179 sefer sayılı tarifeli uçuşu ile saat 00:15’te Bakü’ye hareket ediyoruz. Yerel saat ile 04:05’te Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye varışımızın ardından pasaport, bagaj ve gümrük işlemlerimizi tamamlayarak şehrin keşfine başlıyoruz.
Hazar’ın kıyısında yükselen, geçmişin zarafetini geleceğin mimarisiyle buluşturan Bakü, bizi daha ilk saatlerden itibaren etkileyici bir şehir atmosferiyle karşılıyor. Kahvaltı için vereceğimiz serbest zamanda, Azerbaycan mutfağının yerel lezzetlerini keşfetme imkânı buluyoruz (ekstra).
Ardından Bakü panoramasına en hâkim noktalardan biri olan Dağüstü Parkı’na çıkıyoruz. Hazar Denizi’nin maviliği, şehrin modern siluetini süsleyen Alev Kuleleri ve Bakü’nün ufka uzanan şehir manzarası burada tek bir karede buluşuyor. Vereceğimiz fotoğraf molaları, Bakü ile tanışmamızın en güzel anlarından birine dönüşüyor.
Şehir turumuz boyunca Bakü’nün modern yüzünü keşfetmeye devam ediyoruz. Uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapan Bakü Olimpiyat Stadyumu, Azerbaycan’ın enerji gücünü simgeleyen ve şehir siluetinin önemli simgelerinden biri olan SOCAR Kulesi, şehrin köklü yeşil alanlarından Vali Bahçesi, Sovyet döneminden günümüze ulaşan görkemli mimarisiyle Hükümet Konağı ve Bakü’nün kültür-sanat hayatında önemli bir yere sahip Devlet Filarmoni Salonu panoramik olarak görülecektir.
Bakü’nün yalnızca tarihi ve mimari mirasıyla değil, çağdaş şehir yaşamıyla da öne çıktığına tanıklık ederken, şehrin dünyaca tanınan Formula 1 şehir pistinin bazı bölümlerinden geçiyoruz. Böylece Azerbaycan’ın başkentini, geçmişten geleceğe uzanan çok yönlü kimliğiyle keşfediyoruz.
Rotamız daha sonra Hazar Denizi kıyısında uzanan Bakü Bulvarı’na ulaşıyor. Deniz esintisi eşliğinde ilerlerken, özgün mimarisiyle dikkat çeken Azerbaycan Ulusal Halı Müzesini panoramik olarak görüyoruz. Ardından Bakü’nün enerjisini en yoğun hissedeceğimiz adreslerden biri olan Nizami Caddesi (Torgovaya)’ya geçiyoruz.
Şehrin kalbindeki bu hareketli cadde boyunca tarihi yapılar, zarif mimari detaylar, şık kafeler ve seçkin mağazalar arasında keyifli bir serbest zaman bizleri bekliyor. Bakü’nün modern yaşamını keşfetmek, yerel atmosferi hissetmek ve bu etkileyici şehirle ilk gerçek temasımızı kurmak için günün en keyifli molalarından birini gerçekleştiriyoruz.
Serbest zamanın ardından otelimize transfer oluyoruz.
Otelde alacağımız kahvaltının ardından Bakü’nün modern şehir atmosferini geride bırakıyor; Azerbaycan’ın doğudan batıya uzanan etkileyici coğrafyasında, Büyük Kafkas Dağları’na doğru unutulmaz bir yolculuğa çıkıyoruz. Şehirlerin yerini yemyeşil vadilere, dağ siluetlerine ve tarihin izlerini taşıyan küçük yerleşimlere bıraktığı bu rota, Azerbaycan’ın bambaşka bir yüzünü keşfetmemizi sağlıyor.
İlk durağımız, yüzyıllar boyunca Kafkasya’nın önemli kültür ve ticaret merkezlerinden biri olmuş Şamahı. Tarihi İpek Yolu üzerinde stratejik bir konuma sahip olan bu kadim şehir, aynı zamanda Şirvanşahlar Devleti’nin en önemli merkezlerinden biri olarak Azerbaycan tarihinin şekillenmesinde önemli bir rol üstlenmiştir.
Şamahı’da, geçirdiği büyük depremlere rağmen tarihsel kimliğini korumayı başaran ve Kafkasya’nın en eski camilerinden biri kabul edilen Cuma Camiini ziyaret ediyoruz. Görkemli mimarisi ve yüzyılların izlerini taşıyan atmosferiyle bu yapı, Şamahı’nın geçmişine açılan etkileyici bir kapı niteliğinde.
Tarih kokan Şamahı’dan ayrılarak rotamızı Büyük Kafkas Dağları’nın eteklerinde saklı bir mücevher gibi uzanan Şeki’ye çeviriyoruz. Yol boyunca değişen coğrafya, yemyeşil dağlar ve Kafkasların doğal güzellikleri eşliğinde gerçekleştireceğimiz yolculuk, günün kendine özgü deneyimlerinden biri oluyor.
Azerbaycan’ın en karakteristik tarihi şehirlerinden biri olan Şeki, taş sokakları, geleneksel mimarisi, ahşap işçiliği ve yüzyıllardır sürdürülen el sanatları geleneğiyle ziyaretçilerine adeta geçmişte bir yolculuk yaşatıyor.
Şehirde gerçekleştireceğimiz gezimiz sırasında, İpek Yolu döneminin ticari hareketliliğine tanıklık etmiş Yukarı Kervansarayı ziyaret ediyoruz. Bir zamanlar uzak diyarlardan gelen tüccarların konakladığı bu tarihi yapı, Şeki’nin İpek Yolu üzerindeki önemini günümüze taşıyan en etkileyici duraklardan biri olarak karşımıza çıkıyor.
Ardından Şeki’nin köklü el sanatları kültürünü yakından tanımak üzere geleneksel el sanatlarının yaşatıldığı bir atölyeyi ziyaret ediyoruz. Usta ellerin geçmişten günümüze aktardığı zanaatları keşfederken, Azerbaycan’ın kültürel mirasının yalnızca tarihi yapılarda değil, yaşayan geleneklerde de varlığını sürdürdüğüne tanıklık ediyoruz.
Şamahı’nın kadim tarihinden Şeki’nin İpek Yolu mirasına uzanan bu özel keşif günümüzün ardından otelimize transfer oluyoruz.
Otelde alacağımız kahvaltının ardından Şeki’nin tarihi atmosferini geride bırakıyor, rotamızı Azerbaycan–Gürcistan sınırına çeviriyoruz. Kafkasların iki farklı kültürünü birbirine bağlayan bu yolculuğun ardından sınır geçiş işlemlerimizi tamamlıyor ve Gürcü rehberimizle buluşarak Gürcistan’ın büyüleyici coğrafyasına adım atıyoruz.
İlk durağımız, Gürcistan’ın şarap bağlarıyla ünlü Kaheti Bölgesinin incisi ve romantik atmosferiyle “Aşk Şehri” olarak anılan Sighnaghi.
Kafkas Dağları’nın eteklerinde, Alazani Vadisi’ne hâkim bir tepede konumlanan Sighnaghi; pastel tonlardaki renkli evleri, zarif balkonları, taş sokakları ve tarihi surlarıyla adeta bir masal kitabından çıkmış hissi uyandırıyor. Güney İtalya klasisizminin izlerini taşıyan mimarisi, Gürcistan’ın geleneksel dokusuyla birleşerek şehre kendine özgü bir karakter kazandırıyor.
Şehrin tarihi bölgesini çevreleyen surlar ve kuleler boyunca gerçekleştireceğimiz gezimiz sırasında, Alazani Vadisi’nin uçsuz bucaksız manzarasını seyrediyoruz. Kafkasların yeşil tepeleri ve vadinin derinliklerine uzanan bağlar eşliğinde vereceğimiz fotoğraf molaları, günün en etkileyici anlarını ölümsüzleştirme fırsatı sunuyor.
Sighnaghi’nin romantik atmosferinden ayrılarak rotamızı Gürcistan’ın en önemli manevi duraklarından biri olan Bodbe Manastırı’na çeviriyoruz. Aziz Nino’ya adanan bu tarihi ve kutsal yapı, yemyeşil doğanın içerisinde huzur veren konumuyla ziyaretçilerini karşılıyor. Sessizliği, manzarası ve mistik atmosferiyle Bodbe, Kafkaslar yolculuğumuzun ruhuna dokunan özel duraklardan biri oluyor.
Gezilerimizin ardından Gürcistan’ın başkenti Tiflis’e doğru yolculuğumuza devam ediyoruz. Şehre varışımızla birlikte otelimize transfer oluyor ve kısa bir serbest zamanın ardından gecenin en özel deneyimlerinden biri için yeniden buluşuyoruz.
Bu akşam yalnızca Gürcistan’ı görmekle kalmıyor, Gürcü kültürünün içine konuk oluyoruz.
Ücrete dahil olarak gerçekleştireceğimiz Gürcü Gecesi programında, Gürcü mutfağının kendine özgü yöresel lezzetleri eşliğinde keyifli bir akşam geçiriyoruz. Geleneksel ezgilerin yükseldiği gecede, Gürcü halk danslarının enerjisi ve canlı müziğin ritmi sofralarımıza eşlik ediyor.
Lezzet, müzik ve dansın aynı atmosferde buluştuğu bu özel gece, Azerbaycan’dan Gürcistan’a uzanan yolculuğumuzun en renkli anlarından birine dönüşüyor.
Otelde alacağımız kahvaltının ardından, Tiflis’in canlı atmosferini geride bırakarak erken saatlerde Gürcistan–Ermenistan sınırına doğru hareket ediyoruz. Sadakhlo Sınır Kapısı’ndaki işlemlerimizi tamamladıktan sonra Ermeni rehberimizle buluşuyor ve Kafkaslar yolculuğumuzun yeni durağı olan Ermenistan’a geçiyoruz.
Gürcistan’ın yeşil vadilerini geride bırakırken manzaranın giderek değiştiğine tanıklık ediyor; dağların arasından ilerleyen yolumuz bizi doğası, huzuru ve kendine özgü mimarisiyle Ermenistan’ın en güzel kasabalarından biri olan Dilican’a taşıyor.
Yemyeşil ormanlarla çevrili Dilican, sakin atmosferi ve doğal güzellikleri nedeniyle “Ermenistan’ın İsviçre’si” olarak anılıyor. Burada gerçekleştireceğimiz yürüyüşte, kasabanın en karakteristik noktalarından biri olan Sharambeyan Caddesi’ni keşfediyoruz.
Geleneksel taş mimarisi, ahşap detayları, küçük dükkânları ve el sanatları atölyeleriyle geçmişin izlerini günümüze taşıyan bu renkli cadde, Dilican’ın günlük yaşamına yakından tanıklık etmek için ideal bir durak. Vereceğimiz serbest zamanda yerel el sanatlarını inceleyebilir, birbirinden özgün hediyelikler arasından seçim yapabilir ve kasabanın huzurlu atmosferinin tadını çıkarabilirsiniz.
Dilican’ın ormanlarla çevrili dinginliğini geride bırakıyor ve rotamızı Ermenistan’ın simge noktalarından biri olan Sevan Gölü’ne çeviriyoruz.
Yaklaşık 1.900 metre rakımda uzanan Sevan Gölü, yüksek rakımlı tatlı su gölleri arasında dünyanın en dikkat çekici örneklerinden biri. Dağların arasında uçsuz bucaksız bir mavi gibi uzanan göl, Kafkaslar yolculuğumuzun en etkileyici doğal manzaralarından birini sunuyor.
Burada gerçekleştireceğimiz Sevan Gölü Tekne Turu ile bu eşsiz coğrafyayı karadan değil, gölün üzerinden keşfediyoruz. Kafkas dağlarının göl yüzeyine yansıyan silueti, serin dağ havası ve masmavi sular eşliğinde gerçekleştireceğimiz tekne gezisi, günün unutulmaz deneyimlerinden biri oluyor.
Gölün maviliklerini geride bırakmadan, Sevan Yarımadası’na doğru ilerliyoruz. Burada göle hâkim bir tepede konumlanan tarihi Sevanavank Manastırı bizleri karşılıyor.
Orta Çağ’dan günümüze ulaşan bu etkileyici yapı, sade taş mimarisi ve Sevan Gölü’ne hâkim konumuyla Ermenistan’ın en önemli dini ve tarihi miraslarından biri olarak öne çıkıyor. Manastırın bulunduğu noktadan göle ve çevredeki dağlara uzanan panoramik manzara, özellikle fotoğraf tutkunları için benzersiz kareler sunuyor.
Dilican’ın yemyeşil doğasından Sevan’ın sonsuz maviliğine uzanan keşif günümüzü tamamlıyor ve rotamızı Ermenistan’ın başkenti Erivan’a çeviriyoruz.
Erivan’a varışımızın ardından otelimize transfer oluyor, check-in işlemlerimizi tamamlıyor ve günün yorgunluğunu atmak üzere dinlenmeye çekiliyoruz.
Otelde alacağımız kahvaltının ardından Ermenistan’ın tarih, doğa ve kültür açısından en etkileyici rotalarından birini keşfetmek üzere Erivan’dan ayrılıyoruz. Bugün, Kafkaslar’ın kadim geçmişine uzanırken aynı zamanda Ermeni kültürünün yaşayan geleneklerine de yakından dokunacağımız özel bir gün bizleri bekliyor.
İlk durağımız Charents Kemeri. Garni yolunun üzerinde, manzaraya hâkim bir noktada konumlanan bu etkileyici yapı, açık havalarda Ağrı Dağı’nın (Ararat) görkemli siluetini izleyebileceğimiz eşsiz bir seyir noktası sunuyor. Dağların ve geniş Ermenistan coğrafyasının önümüzde uzandığı bu noktada vereceğimiz fotoğraf molası, günün ilk unutulmaz karesini yakalamamızı sağlıyor.
Rotamızı Garni’ye çeviriyor ve bu kez yalnızca görmekle kalmayıp yerel kültürün içine dahil olduğumuz özel bir deneyim yaşıyoruz.
Yerel bir ailenin konuğu olarak, Ermenistan’ın geleneksel lavaş ekmeğinin hazırlanışını yakından izliyoruz. Hamurun hazırlanmasından tandırda pişirilmesine kadar uzanan geleneksel sürece tanıklık ederken, henüz sıcak lavaşı peynir ve taze yeşillikler eşliğinde tadıyoruz.
Basit malzemelerin yüzyıllardır sürdürülen bir gelenekle nasıl benzersiz bir lezzete dönüştüğünü keşfederken, Ermenistan’ın kültürünün yalnızca taş yapılarda değil, sofralarda da yaşadığını hissediyoruz.
Ardından yüksek bir plato üzerinde yükselen ve Ermenistan’da günümüze ulaşan tek pagan tapınağı olma özelliğini taşıyan Garni Pagan Tapınağı’na geçiyoruz.
Antik çağların izlerini taşıyan sütunları ve çevresindeki etkileyici doğasıyla Garni, Ermenistan’ın Hristiyanlık öncesi geçmişine açılan benzersiz bir pencere niteliğinde. Burada, Kafkasya’nın binlerce yıllık tarihine tanıklık ederken taşlara işlenmiş geçmişin izlerini keşfediyoruz.
Garni’nin ardından rotamız bizi kayalıkların arasına gizlenmiş, mistik atmosferiyle büyüleyen Geghard Manastır Kompleksi’ne taşıyor.
Kayaların içerisine oyularak şekillendirilen yapılarıyla dikkat çeken ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Geghard, yalnızca mimarisiyle değil, sessizliği ve manevi atmosferiyle de yolculuğumuzun en özel duraklarından biri oluyor.
Tarihi keşiflerimizin ardından Erivan’a dönüyor ve Ermenistan’ın başkentini keşfetmeye başlıyoruz.
Şehrin modern ve sanatsal kimliğinin en güçlü simgelerinden biri olan Cascade Anıtı ile başlayan şehir turumuzda, Erivan’ın kültür-sanat yaşamının kalbi Opera Binası, şehrin en görkemli buluşma noktalarından Cumhuriyet Meydanı ve canlı şehir atmosferini yansıtan Maştots Caddesi panoramik olarak görülecektir.
Şehir turumuzun ardından rotamızı Erivan’ın renkli ve hareketli noktalarından biri olan Gum Pazarı’na çeviriyoruz. Yerel ürünler, kurutulmuş meyveler, baharatlar, geleneksel tatlar ve birbirinden özgün hediyelikler arasında geçireceğimiz serbest zamanda Ermenistan’ın günlük yaşamına daha yakından dokunma fırsatı buluyoruz.
Serbest zamanın ardından otelimize transfer oluyor ve günün sonuna doğru gecenin en özel deneyimlerinden biri için yeniden buluşuyoruz.
Ücrete dahil olarak düzenlenecek Ermeni Gecesi programında, gün boyunca tanıdığımız Ermeni kültürünü bu kez müzik, dans ve yöresel lezzetler eşliğinde deneyimliyoruz.
Geleneksel Ermeni mutfağının seçkin örnekleriyle hazırlanan sofralar, canlı müzik ve geleneksel dans gösterileri eşliğinde renklenen gece; Garni’nin antik taşlarından Erivan’ın modern şehir hayatına uzanan keşiflerimizin unutulmaz finaline dönüşüyor.
Otelde alacağımız kahvaltının ardından Ermenistan’ın başkenti Erivan’a veda ediyor, Kafkaslar yolculuğumuzun rotasını yeniden Gürcistan’a çeviriyoruz. Dağların ve vadilerin eşlik ettiği yolculuğumuzun ardından Sadakhlo Sınır Kapısı’na ulaşıyor, Gürcistan–Ermenistan sınır geçiş işlemlerimizi tamamlayarak Gürcistan’a yeniden giriş yapıyoruz.
Rotamızın sonunda bizi, Kura Nehri’nin iki yakasına yayılan, tarih ile modern yaşamın iç içe geçtiği Tiflis karşılıyor.
Tiflis’e varışımızın ardından şehrin ruhunu en iyi hissedebileceğimiz Eski Şehir bölgesine geçiyoruz. Burada gerçekleştireceğimiz yürüyüş turumuza, şehrin geçmişten günümüze uzanan sosyal hayatının önemli buluşma noktalarından Meidan Meydanı çevresinden başlıyoruz.
Meydandan ayrılarak Tiflis’in dar ve taş döşeli sokaklarına adım attığımızda, şehrin karakteristik mimarisi bizi adeta başka bir zamana taşıyor. Renkli cepheler, tarihi taş yapılar ve birbirinden zarif işlemeli ahşap balkonlar, Tiflis’in kendine özgü şehir dokusunu gözler önüne seriyor.
Her köşesinde farklı bir hikâyenin saklı olduğu bu sokaklarda ilerlerken Tiflis’in yalnızca bir başkent değil, yüzyıllar boyunca farklı kültürlerin kesiştiği canlı bir şehir olduğunu hissediyoruz.
Yürüyüşümüz sırasında, kendine özgü mimarisiyle Tiflis’in kültür hayatının simgelerinden biri haline gelen Rezo Gabriadze Tiyatrosunu görüyoruz. Hemen yanında yükselen, eğik tasarımıyla şehrin en sıra dışı yapılarından biri olan ünlü Saat Kulesi, fotoğraf molamızın da en renkli duraklarından biri oluyor.
Eski Şehir’in atmosferini geride bırakıyor ve Tiflis’i bu kez yukarıdan keşfetmek üzere teleferiğe biniyoruz.
Kura Nehri’nin üzerinden yükselirken Eski Tiflis’in taş çatılarının, renkli balkonlarının ve modern şehir siluetinin giderek küçülmesi, yolculuğun kendisini bile özel bir deneyime dönüştürüyor.
Teleferik yolculuğumuzun ardından Tiflis’in tarihine yüzyıllardır tanıklık eden Narikala Kalesi’ne ulaşıyoruz.
Burada vereceğimiz serbest zamanda, bir tarafta kıvrılarak ilerleyen Kura Nehri, diğer tarafta tarihi Eski Şehir ve ufka doğru uzanan modern Tiflis manzarası eşliğinde şehrin panoramik güzelliğini keşfediyoruz.
Kafkaslar yolculuğumuzun en karakteristik şehirlerinden biri olan Tiflis’i, tarihî dokusu, renkli sokakları ve eşsiz manzaralarıyla tanıdığımız bu özel günün ardından otelimize transfer oluyoruz.
Otelde alacağımız kahvaltının ardından, Gürcistan’ın tarih sahnesindeki en önemli şehirlerinden biri olan Mtskheta’ya doğru yola çıkıyoruz. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bu kadim şehir, Gürcistan’ın yalnızca geçmişine değil, kültürel ve manevi kimliğinin oluşumuna da ışık tutuyor.
İlk durağımız, Aragvi ve Mtkvari nehirlerinin birleştiği noktaya hâkim bir tepede yükselen Jvari Manastırı oluyor. Gürcistan’ın en etkileyici panoramik manzaralarından birini sunan bu noktada, nehirlerin birleştiği vadiyi ve Mtskheta’nın tarihi dokusunu kuşbakışı seyrediyor; Kafkasların eşsiz coğrafyasını fotoğraf karelerimize taşıyoruz.
Ardından rotamızı Mtskheta’nın kalbine çeviriyor ve Gürcistan’ın en kutsal yapılarından biri kabul edilen Svetitskhoveli Katedrali’ni ziyaret ediyoruz.
Orta Çağ Gürcü mimarisinin en görkemli örneklerinden biri olan bu tarihi yapı, yüzyıllardır ülkenin dini ve kültürel hayatının merkezinde yer alıyor. Taş duvarlarının ve etkileyici mimari detaylarının arasında ilerlerken Gürcistan’ın köklü geçmişine doğru kısa ama unutulmaz bir yolculuğa çıkıyoruz.
Mtskheta’nın kadim atmosferini geride bırakarak yeniden Tiflis’e dönüyoruz.
Tiflis’e dönüşümüzde, şehrin etkileyici panoramasına hâkim konumuyla dikkat çeken Gürcistan Kronikleri Anıtı’nda mola veriyoruz.
Devasa taş sütunlara işlenen figürler ve kabartmalar, Gürcistan’ın tarihini ve kültürel mirasını adeta açık hava kitabı gibi gözler önüne seriyor. Burada vereceğimiz fotoğraf molası ve serbest zaman sırasında hem anıtın etkileyici atmosferini keşfediyor hem de Tiflis manzarasının tadını çıkarıyoruz.
Kafkaslar yolculuğumuz boyunca Bakü’nün modern siluetinden Şamahı’nın kadim tarihine, Şeki’nin İpek Yolu mirasından Sighnaghi’nin romantik sokaklarına, Sevan Gölü’nün maviliklerinden Erivan’ın kültürel zenginliğine ve Tiflis’in renkli şehir dokusuna uzanan unutulmaz bir keşfi geride bırakıyoruz.
Serbest zamanımızın ardından Tiflis Uluslararası Havalimanı’na transfer oluyoruz. Bilet, bagaj ve pasaport işlemlerimizi tamamladıktan sonra AJet Hava Yolları’nın VF226 sefer sayılı tarifeli uçuşu ile saat 23:50’de İstanbul’a hareket ediyoruz.
Yerel saat ile 01:15’te İstanbul’a varışımızın ardından, Kafkasların birbirinden farklı kültürlerini, kadim şehirlerini, etkileyici doğasını ve benzersiz lezzetlerini bir araya getiren yolculuğumuzun sonuna geliyoruz.
>Ajet Hava Yolları ile İstanbul – Bakü, Tiflis – İstanbul Ekonomi Sınıf Uçuş Biletleri
>Yerel Ulaşım Hizmetleri
>Yerel profesyonel Türkçe rehberlik hizmetleri
>4*Otellerde 1 Gece Bakü, 1 Gece Şeki , 2 Gece Tiflis , 2 Gece Erivan 6 Gece Kahvaltı Dahil Konaklama
>Bakü , Şamahi , Şeki , Sighnaghi , Tiflis , Sadakhlo, Dilican , Sevan Gölü , Erivan , Garni , Geghard Panoramik şehir turları
>Bazı şehirlerde alınan mecburi yerel rehberlik hizmetleri
>Şeki turu
>Şamahi turu
>Sighnaghi Turu
>Bodbe Manastırı Turu
>Dilican turu
>Sevan Gölü turu
>Erivan Turu
>Geghard Turu
>Garni Turu
>Mtskheta Turu
>Ermeni Gecesi
>Gürcü Gecesi
>Narikala’da Teleferik Turu
>Sevan Gölü’nde Tekne Turu
>Ermenistan Vizesi
>Tüm otoban check-point ve otopark ücretleri
>Şehir Vergileri
>Gümrük Vergileri
>Yurtdışı seyahat sağlık sigortası
>Programda belirtilen panoramik şehir turları
>Havalimanı vergileri ve servis bedelleri
>Müze ve ören yeri giriş ücretleri.
>Otelde alınan ekstralar.
>Tüm kişisel harcamalar
>Öğle ve Akşam yemekleri (Gürcü ve Ermeni Geceleri Hariç)
>Programda belirtilmeyen tüm gezi ve turlar.
>Rehber ve Şöför Bahşişi
>Yurtdışı çıkış harcı
İlk yorumu siz yapın