Daha fazla bilgi için KVKK bilgilendirmemizi, çerez kullanım ve gizlilik koşullarını inceleyebilirsiniz.
Oturum yönetimi, güvenlik ve temel site işlevleri için gereklidir. Bu çerezler olmadan site düzgün çalışmaz ve devre dışı bırakılamaz.
Ziyaretçilerin siteyi nasıl kullandığını anonim olarak ölçeriz. Hangi sayfaların popüler olduğunu ve kullanıcıların nerede zorluk yaşadığını anlamamıza yardımcı olur.
Size ve ilgi alanlarınıza uygun reklamlar göstermek için kullanılır. Kapatırsanız reklamları görmeye devam edersiniz, ancak daha az alakalı olabilirler.
Güney Amerika'nın Kalbine Uzanan Büyük Keşif Başlıyor
Dünyanın en etkileyici kıtalarından biri olan Güney Amerika'nın büyüleyici atmosferini keşfedeceğimiz unutulmaz yolculuğumuz, İstanbul Havalimanı Dış Hatlar Terminali'nde Baytatil yetkilileri ile gerçekleştireceğimiz buluşmanın ardından başlıyor.
Pasaport ve bagaj işlemlerimizin tamamlanmasının ardından, Türk Hava Yolları'nın konforlu uzun menzilli uçağı ile saat 20.35'te Şili'nin kozmopolit başkenti Santiago'ya doğru kıtalararası yolculuğumuza çıkıyoruz.
Bu uçuş yalnızca bir seyahat değil; And Dağları'nın görkemine, Pasifik kıyılarının büyüsüne, Patagonya'nın vahşi doğasına ve Güney Amerika'nın eşsiz kültürlerine açılan unutulmaz bir keşfin ilk adımı olacak. Türk Hava Yolları'nın ödüllü ikramları, geniş koltuk konforu ve zengin uçak içi eğlence sistemi eşliğinde gökyüzünde geçireceğimiz bu keyifli gece, bizleri hayatınız boyunca unutamayacağınız bir maceraya hazırlıyor.
Baytatil ayrıcalığıyla, dünyanın öbür ucunda başlayacak benzersiz keşif için artık geri sayım başlıyor.
And Dağları'nın Eteklerinde Zarafet, Tarih ve Şehir Yaşamı
Sabah saatlerinde Güney Amerika'nın en modern ve yaşanabilir şehirlerinden biri olan Santiago'ya ulaşıyoruz. Pasaport ve bagaj işlemlerimizin ardından bizleri bekleyen özel aracımızla, Şili'nin kültürel ve tarihi dokusunu keşfedeceğimiz panoramik şehir turumuza başlıyoruz.
İlk durağımız, yüzyıllardır Santiago'nun kalbi olmayı sürdüren Plaza de Armas Meydanı… Kolonyal dönemden günümüze ulaşan zarif yapılar arasında yürürken, görkemli Metropolitan Katedrali, tarihi Merkez Postane Binası ve meydanın canlı atmosferi bizleri Şili'nin geçmişiyle buluşturuyor.
Ardından rotamızı, ülkenin yakın tarihine tanıklık eden simge yapılardan La Moneda Hükümet Sarayı'na çeviriyoruz. Şili'nin siyasi hafızasında önemli bir yere sahip bu etkileyici yapı, mimarisi kadar taşıdığı tarihi anlamıyla da Santiago'nun en özel duraklarından biri olarak öne çıkıyor.
Şehir turumuzun en unutulmaz anlarından biri ise, Santiago'yu kuşbakışı seyredeceğimiz San Cristóbal Tepesi olacak. Zirveye ulaştığımızda, bir tarafta modern gökdelenlerle yükselen dinamik şehir silueti, diğer tarafta ise yılın büyük bölümünde karlarla kaplı görkemli And Dağları tüm ihtişamıyla karşımıza çıkıyor. Güney Amerika'nın en etkileyici panoramalarından birini fotoğraflarken, Santiago'nun neden kıtanın en özel başkentlerinden biri olarak gösterildiğini yakından hissedeceğiz.
Şehir turumuzun ardından, yerel lezzetleri deneyimleyeceğimiz seçkin bir restoranda öğle yemeğimizi alıyor, sonrasında otelimize geçerek odalarımıza yerleşiyoruz. Günün geri kalanında ise uzun yolculuğun ardından dinlenebilir veya Santiago'nun zarif caddelerini kendi temponuzda keşfetmenin keyfini çıkarabilirsiniz.
Öğle Yemeği: Yerel restoranda alınacaktır.
Pasifik'in Sanatla Buluştuğu Renkli Kıyılar
Otelimizde alacağımız zengin kahvaltının ardından, Şili'nin büyüleyici Pasifik kıyılarını keşfetmek üzere yola çıkıyoruz. Yaklaşık 1,5 saat sürecek keyifli yolculuğumuz boyunca üzüm bağları, vadiler ve okyanusa uzanan eşsiz manzaralar bize eşlik ederken, Güney Amerika'nın en karakteristik şehirlerinden ikisine doğru ilerliyoruz.
İlk durağımız, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan efsanevi liman kenti Valparaíso. Rengârenk evleri, dik yamaçlara yayılan sokakları, tarihi funikülerleri ve dünyanın en etkileyici sokak sanatlarından birine ev sahipliği yapan duvarlarıyla Valparaíso, adeta yaşayan bir açık hava sanat galerisi... Nobel Edebiyat Ödüllü şair Pablo Neruda'ya ilham veren bu büyüleyici atmosferde yürürken, her köşe başında farklı bir hikâye, her duvarda benzersiz bir sanat eseri bizleri karşılıyor. Bohem ruhu, tarihi dokusu ve Pasifik'in mavisiyle bütünleşen bu şehir, Güney Amerika'nın en fotogenik destinasyonlarından biri olarak hafızalarda yer ediyor.
Ardından kısa bir yolculukla, Şili'nin zarafetini ve sahil yaşamını simgeleyen Viña del Mar'a ulaşıyoruz. "Bahçe Şehir" unvanını fazlasıyla hak eden bu seçkin sahil kenti; palmiyelerle çevrili bulvarları, bakımlı parkları, lüks yaşam atmosferi ve Pasifik kıyısındaki etkileyici plajlarıyla ziyaretçilerini kendine hayran bırakıyor. Şehrin simgesi haline gelen ünlü Reloj de Flores (Çiçek Saat) önünde vereceğimiz fotoğraf molasının ardından, okyanus kıyısında geçireceğimiz keyifli anlarla bu eşsiz destinasyonun tadını çıkarıyoruz.
Yerel bir restoranda alacağımız lezzetli öğle yemeğinin ardından, Pasifik kıyılarında geçirdiğimiz unutulmaz günü geride bırakarak, And Dağları'nın siluetine eşlik eden büyüleyici manzaralar eşliğinde Santiago'ya dönüyoruz.
Öğle Yemeği: Seçkin bir yerel restoranda alınacaktır.
Otelimizde alacağımız zengin kahvaltının ardından bugünü, Güney Amerika'nın en modern, en güvenli ve en keyifli başkentlerinden biri olan Santiago'yu kendi ilgi alanlarınıza göre keşfetmeniz için serbest zamana ayırıyoruz. Bu özel gün, şehrin yalnızca görünen yüzünü değil, yerel yaşamını, kültürünü ve zarif atmosferini yakından deneyimleme fırsatı sunuyor.
Dilerseniz Santiago'nun en karakteristik mahallelerinden biri olan Bellavista'nın rengârenk sokaklarında yürüyüş yapabilir, sanat galerileri, butik kafeler ve tasarım mağazaları arasında şehrin bohem ruhunu hissedebilirsiniz. Edebiyat ve sanat tutkunları için ise Nobel Edebiyat Ödüllü Pablo Neruda'nın sıra dışı mimarisi ve kişisel koleksiyonlarıyla dikkat çeken evi La Chascona, Santiago'nun en etkileyici kültürel duraklarından biri olacaktır.
Alışveriş yapmak isteyen misafirlerimiz için, geleneksel el sanatları, bakır işlemeleri, lapis lazuli taşından hazırlanan özgün tasarımlar ve Şili'nin dünyaca ünlü şaraplarını bir arada bulabileceğiniz Los Dominicos El Sanatları Köyü, keyifli bir alternatif sunuyor. Öğle saatlerinde ise şehrin simgelerinden biri olan Mercado Central'da, Pasifik Okyanusu'nun taptaze deniz ürünlerini deneyimleyebilir veya Santiago'nun seçkin restoranlarında Güney Amerika mutfağının eşsiz lezzetlerini keşfedebilirsiniz.
Günün sonunda dileyen misafirlerimiz Santiago'nun modern caddelerinde alışverişin keyfini çıkarabilir, şehrin şık kafelerinde kahvelerini yudumlayabilir veya And Dağları'nın eşsiz silueti eşliğinde unutulmaz kareler yakalayabilirler.
Akşam saatlerinde otelimizde yeniden buluşuyor, Güney Amerika'nın büyüleyici atmosferinde geçirdiğimiz bu keyifli günün ardından konaklamamızı Santiago'daki otelimizde gerçekleştiriyoruz.
Dünyanın En Kurak Çölünde, Başka Bir Gezegene Yolculuk
Sabahın erken saatlerinde otelimizden ayrılarak iç hat uçuşumuz için Santiago Havalimanı'na geçiyoruz. Şili'nin kuzeyinde yer alan Calama'ya gerçekleştireceğimiz keyifli uçuşun ardından, bizleri bekleyen özel aracımızla dünyanın en etkileyici doğal oluşumlarından birine ev sahipliği yapan San Pedro de Atacama'ya doğru yol alıyoruz.
Yaklaşık 1,5 saat sürecek bu yolculuk boyunca şehir manzaraları yerini kızıl topraklara, tuz düzlüklerine, volkanik dağlara ve sonsuz ufuklara bırakırken, dünyanın en kurak çölü olarak kabul edilen Atacama Çölü bizleri bambaşka bir atmosferle karşılıyor. Her kilometrede değişen manzaralar, adeta Dünya'dan ayrılıp farklı bir gezegene doğru ilerlediğimiz hissini uyandırıyor.
San Pedro de Atacama'ya varışımızın ardından otelimize yerleşiyor ve öğle yemeğimizi aldıktan sonra, Atacama'nın en ikonik doğa harikalarından biri olan Valle de la Luna (Ay Vadisi) keşfimize başlıyoruz.
Milyonlarca yıl boyunca rüzgârın, suyun ve minerallerin şekillendirdiği tuz kayalıkları, kum tepeleri ve sıra dışı jeolojik oluşumlar arasında yapacağımız yürüyüş sırasında, kendinizi adeta Ay yüzeyinde geziyormuş gibi hissedeceksiniz. Doğanın eşsiz bir sabırla oluşturduğu Las Tres Marías (Üç Meryem) kaya oluşumları ve kristalleşmiş tuz katmanları, Atacama'nın neden dünyanın en etkileyici çöl ekosistemlerinden biri olarak kabul edildiğini gözler önüne seriyor.
Ardından, dramatik kaya oluşumları ve devasa kum tepeleriyle ünlü Valle de la Muerte (Ölüm Vadisi)'ne geçiyoruz. Sessizliğin hâkim olduğu bu etkileyici coğrafya, doğanın milyonlarca yıllık gücünü tüm ihtişamıyla hissettiriyor.
Günün finalinde ise Güney Amerika seyahatinizin en unutulmaz anlarından birini yaşayacaksınız. Güneş, And Dağları'nın zirvelerinin ardında yavaşça kaybolurken Atacama Çölü; altın sarısından kızıl tonlara, turuncudan mora uzanan büyüleyici renk geçişleriyle adeta dev bir doğal sanat eserine dönüşüyor. Bu eşsiz gün batımı, yalnızca bir manzara değil, hayat boyu hafızalarda kalacak benzersiz bir deneyim sunuyor.
Gezimizin ardından, kerpiç mimarisi, sakin atmosferi ve yıldızlarla aydınlanan gökyüzüyle büyüleyen San Pedro de Atacama'ya dönüyor, çöl gecesinin dinginliğini hissederek otelimizde dinlenmeye çekiliyoruz.
Öğle Yemeği: Seçkin bir yerel restoranda alınacaktır.
And Dağları'nı Aşarak Dünyanın En Büyüleyici Coğrafyalarından Birine
Bugün, Güney Amerika yolculuğumuzun en sıra dışı ve en etkileyici etaplarından birine başlıyoruz. Şili'nin büyüleyici Atacama Çölü'nden ayrılıyor, And Dağları'nın yüksek geçitlerini aşarak Bolivya'nın gizemli Altiplano platosuna doğru unutulmaz bir keşfe çıkıyoruz.
Sabahın erken saatlerinde San Pedro de Atacama'dan hareket ederek, yaklaşık 7 saat sürecek panoramik yolculuğumuza başlıyoruz. Şili-Bolivya sınırındaki Hito Cajón geçiş noktasında pasaport ve gümrük işlemlerimizi tamamladıktan sonra, bu eşsiz coğrafyayı en konforlu şekilde keşfetmemizi sağlayacak özel 4x4 arazi araçlarımıza geçiyoruz.
Her kilometresi kartpostalları aratmayan bu rota boyunca, dünyanın en etkileyici yüksek irtifa manzaraları bizlere eşlik ediyor.
İlk durağımız, görkemli Likankabur Yanardağı'nın eteklerinde yer alan büyüleyici Laguna Verde (Yeşil Göl) oluyor. İçeriğindeki zengin mineraller sayesinde güneş ışığıyla birlikte zümrüt tonlarına bürünen bu doğa harikası, Bolivya'nın en ikonik manzaralarından biri olarak hafızalara kazınıyor.
Yolculuğumuz daha sonra, adeta gerçeküstü bir tabloyu andıran Salvador Dalí Çölü'nde devam ediyor. Rüzgârın milyonlarca yılda şekillendirdiği dev kaya oluşumları, rengârenk volkanik tepeler ve uçsuz bucaksız platolar, ünlü ressam Salvador Dalí'nin sürreal eserlerinden fırlamış bir atmosfer yaratıyor. Burada vereceğimiz fotoğraf molası, seyahatinizin en etkileyici karelerinden bazılarını yakalamanıza olanak sağlayacak.
Rotamızın en büyüleyici duraklarından biri ise, Altiplano'nun simgelerinden Laguna Colorada (Kırmızı Göl) oluyor. Kırmızı tonlarını algler ve minerallerden alan bu olağanüstü göl, binlerce James flamingosuna ev sahipliği yapıyor. Kızıl gölün üzerinde süzülen flamingoların oluşturduğu eşsiz manzara, Güney Amerika'nın en unutulmaz doğal güzelliklerinden biri olarak sizleri büyüleyecek.
Muhteşem doğa manzaraları eşliğinde ilerleyen yolculuğumuzun ardından, Uyuni Tuz Düzlükleri'nin giriş kapısı kabul edilen Colchani bölgesine ulaşıyoruz. Yüksek rakıma uyum sağlayabilmeniz ve yolculuğunuzu en konforlu şekilde sürdürebilmeniz için bölgenin en özel deneyimlerinden biri sizleri bekliyor.
Akşam yemeğimizin ardından, tamamen tuz bloklarından inşa edilmiş mimarisiyle dünyanın en sıra dışı konaklama deneyimlerinden birini sunan, bölgenin seçkin Tuz Otellerinden birinde konaklıyoruz. Uyuni'nin büyülü atmosferinde geçireceğimiz bu gece, Güney Amerika seyahatimizin en farklı ve en unutulmaz anılarından biri olacak.
Bugün, Güney Amerika yolculuğumuzun en ikonik ve en büyüleyici deneyimlerinden birini yaşamaya hazırlanıyoruz. Otelimizde alacağımız kahvaltının ardından, özel 4x4 arazi araçlarımızla yaklaşık 10.500 km² büyüklüğündeki dünyanın en geniş tuz düzlüğü Salar de Uyuni'yi keşfetmek üzere yola çıkıyoruz. Sonsuz beyazlığın gökyüzüyle birleştiği bu olağanüstü coğrafya, doğanın yarattığı en etkileyici manzaralardan biri olarak hafızalarınıza kazınacak.
İlk durağımız, zamanın adeta durduğu Tren Mezarlığı (Cementerio de Trenes) oluyor. 19. yüzyıldan kalma dev buharlı lokomotiflerin çölün ortasında sessizce beklediği bu sıra dışı alan, tarih ile doğanın iç içe geçtiği etkileyici atmosferiyle bizleri karşılıyor. Paslanmış raylar ve lokomotifler arasında vereceğimiz fotoğraf molası, yolculuğumuzun en farklı karelerinden bazılarını sunuyor.
Ardından, Uyuni'nin geleneksel yaşamına tanıklık edeceğimiz Colchani Köyü'ne geçiyoruz. Burada yerel halkın nesiller boyunca sürdürdüğü tuz üretim yöntemlerini yakından gözlemliyor, tuzdan üretilen özgün el sanatlarını keşfederek bölgenin kültürel dokusunu daha yakından tanıyoruz.
Beyazlığın sonsuzluğunda ilerlemeye devam ederken rotamızı, tuz denizinin ortasında yükselen eşsiz Incahuasi Adası'na çeviriyoruz. Binlerce yıllık, bazıları 10 metreyi aşan dev kaktüslerle kaplı bu volkanik ada, Salar de Uyuni'nin sonsuzluğunu 360 derecelik panoramik manzaralar eşliğinde seyretme fırsatı sunuyor. Burada gökyüzü ile yeryüzünün birleştiği bu olağanüstü manzara karşısında kendinizi adeta başka bir gezegende hissedeceksiniz.
Sonraki durağımız, tuz tabakasının altından yeryüzüne çıkan doğal kaynakların oluşturduğu Ojos de Sal (Tuz Gözleri) oluyor. Bu jeolojik oluşumlar, Salar'ın milyonlarca yıllık doğal hikâyesine tanıklık etme fırsatı sunarken, bölgenin benzersiz ekosistemini de gözler önüne seriyor.
Öğle saatlerinde ise bu unutulmaz yolculuğun en ayrıcalıklı deneyimlerinden biri bizleri bekliyor. Uçsuz bucaksız beyazlığın tam ortasında, yalnızca bu coğrafyada yaşayabileceğiniz özel olarak hazırlanmış premium piknik öğle yemeğimizi alıyoruz. Dünyanın en sıra dışı doğal sofralarından birinde, sessizliğin ve sonsuzluğun ortasında unutulmaz bir gastronomi deneyimi yaşıyoruz.
Günün ilerleyen saatlerinde Salar de Uyuni'nin en eğlenceli geleneklerinden biri olan perspektif fotoğraf çekimleri için serbest zaman veriyoruz. Tuz düzlüğünün kusursuz yüzeyi ve ufuk çizgisinin kaybolduğu eşsiz coğrafya, yaratıcılığınızı konuşturacağınız birbirinden sıra dışı kareler yakalamanıza imkân tanıyor.
Ve günün en büyüleyici anı...
Güneş ufka doğru alçalırken, gökyüzünün renkleri beyaz tuz tabakasına yansıyor ve Salar de Uyuni devasa bir aynaya dönüşüyor. Mavi, turuncu, pembe ve mor tonlarının birbirine karıştığı bu eşsiz gün batımını, yerel şarap ikramı eşliğinde izlerken Güney Amerika'nın en unutulmaz anlarından birine tanıklık ediyoruz. Bu büyülü atmosfer, yalnızca bir manzara değil; hayat boyu hafızalarda yaşayacak benzersiz bir deneyim olarak yolculuğumuzun zirve noktalarından biri oluyor.
Bu eşsiz günün ardından otelimize dönüyor, Salar de Uyuni'nin büyüsünü hafızalarımıza kazıyarak konaklamamızı gerçekleştiriyoruz.
Bulutların Üzerindeki Şehirde And Dağları'nın Büyüsü
Uyuni'de geçirdiğimiz unutulmaz günlerin ardından, sabahın erken saatlerinde havalimanına transfer oluyor ve iç hat uçuşumuzla Bolivya'nın idari başkenti La Paz'a doğru yola çıkıyoruz. Yaklaşık bir saat sürecek keyifli uçuşumuzun ardından, deniz seviyesinden 4.000 metrenin üzerindeki konumuyla dünyanın en yüksek uluslararası havalimanlarından biri olan El Alto'ya ulaşıyoruz.
İlk andan itibaren etkileyici atmosferiyle büyüleyen La Paz, yüksek rakımı, dağ yamaçlarına yayılan renkli evleri ve And Dağları'nın görkemli siluetiyle Güney Amerika'nın en sıra dışı başkentlerinden biri olarak bizleri karşılıyor.
Şehri keşfetmenin en keyifli yolu olan Mi Teleférico ile panoramik şehir turumuza başlıyoruz. Dünyanın en gelişmiş şehir içi teleferik ağlarından biri kabul edilen bu eşsiz ulaşım sistemi sayesinde, La Paz'ı kuşbakışı izleme ayrıcalığını yaşıyoruz. Altımızda uzanan rengârenk mahalleler, dik yamaçlara yayılan yerleşimler ve ufukta tüm ihtişamıyla yükselen karlarla kaplı Illimani Dağı, yolculuğumuza unutulmaz manzaralar eşlik ediyor.
Ardından rotamızı, Bolivya'nın kadim geleneklerini yaşatan en ilginç noktalardan biri olan Cadılar Pazarı (Mercado de las Brujas)'na çeviriyoruz. Aymara kültürünün mistik dünyasını yansıtan bu renkli pazarda; şifalı otlar, geleneksel muskalar, el dokuması tekstil ürünleri ve yerel inanışların izlerini taşıyan birbirinden ilginç objeler arasında dolaşırken, Bolivya'nın kültürel zenginliğini yakından keşfediyoruz.
Şehir merkezinde yer alan Plaza Murillo Meydanı'nda vereceğimiz molada ise Hükümet Sarayı, Parlamento Binası ve tarihi Katedrali panoramik olarak görüyor, ülkenin siyasi ve tarihi geçmişine tanıklık eden bu önemli meydanın atmosferini hissediyoruz.
Günün en etkileyici duraklarından biri ise hiç kuşkusuz Valle de la Luna (Ay Vadisi) oluyor. Şehir merkezine kısa bir mesafede bulunan bu olağanüstü doğal oluşum, milyonlarca yıllık erozyonun şekillendirdiği sivri kaya kuleleri, dar geçitleri ve sıra dışı jeolojik yapısıyla adeta Ay yüzeyini andırıyor. Bu benzersiz coğrafyada yapacağımız yürüyüş sırasında, doğanın sabırla yarattığı eşsiz manzaralar arasında kendinizi farklı bir gezegende keşif yapıyormuş gibi hissedeceksiniz.
Yerel bir restoranda alacağımız öğle yemeğinin ardından, La Paz'ın hareketli caddelerini, butik dükkânlarını ve yerel yaşamını keşfetmeniz için serbest zaman veriyoruz. Dilerseniz şehrin canlı atmosferinde keyifli bir yürüyüş yapabilir, geleneksel el sanatları ürünleri için alışveriş yapabilir veya And Dağları'nın eşsiz manzarasına karşı bir kafede kahvenizi yudumlayabilirsiniz.
Akşam saatlerinde otelimize geçiyor, Güney Amerika'nın en sıra dışı başkentlerinden birinde geçireceğimiz keyifli gecenin tadını çıkarıyoruz.
Öğle Yemeği: Seçkin bir yerel restoranda alınacaktır.
İnka İmparatorluğu'nun Kalbine Yolculuk
La Paz'da geçirdiğimiz unutulmaz günlerin ardından, otelimizde alacağımız keyifli kahvaltı ve kısa serbest zamanın sonrasında Güney Amerika yolculuğumuzun yeni ve heyecan verici etabı için Peru'ya hareket ediyoruz. Öğleden sonra havalimanına transfer oluyor ve Avianca Hava Yolları'nın 15.50 uçuşu ile Bolivya'ya veda ediyoruz.
Yaklaşık 1 saat 15 dakikalık konforlu uçuşumuzun ardından, İnka İmparatorluğu'nun kadim başkenti ve UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan büyüleyici Cusco'ya ulaşıyoruz. Bir zamanlar İnkalar tarafından "Dünyanın Göbeği" olarak kabul edilen bu eşsiz şehir, taş sokakları, kolonyal mimarisi ve binlerce yıllık tarihiyle Güney Amerika'nın en etkileyici destinasyonlarından biri olarak bizleri karşılıyor.
Deniz seviyesinden yaklaşık 3.400 metre yükseklikte bulunan Cusco'ya varışımızın ardından, yüksek rakıma rahat bir şekilde uyum sağlayabilmeniz için doğrudan otelimize transfer oluyoruz. Önümüzdeki günlerde yaşayacağımız Machu Picchu ve Kutsal Vadi keşifleri öncesinde bugün, hem dinlenmek hem de bu eşsiz coğrafyaya adapte olmak için sizlere keyifli bir serbest zaman sunuyoruz.
Dileyen misafirlerimiz otelimizin huzurlu atmosferinde Peru'nun geleneksel Koka Çayı eşliğinde dinlenebilir, dileyenler ise Cusco'nun taş döşeli tarihi sokaklarında kısa bir yürüyüşe çıkarak şehrin büyüleyici atmosferini ilk kez deneyimleyebilir. Kolonyal dönemden günümüze ulaşan zarif meydanlar, tarihi kiliseler, butik mağazalar ve sıcak ışıklarla aydınlanan dar sokaklar, İnka mirasıyla İspanyol mimarisinin benzersiz uyumunu gözler önüne seriyor.
Bu sakin akşam, yalnızca yeni bir şehre varış değil; dünyanın en büyük medeniyetlerinden birinin izlerini keşfedeceğimiz unutulmaz günlerin de başlangıcı olacak.
Dünyanın Yeni Yedi Harikası'ndan Birinde Zamana Yolculuk
Bugün, Güney Amerika yolculuğumuzun en çok beklenen ve en unutulmaz deneyimlerinden birini yaşayacağız. İnka İmparatorluğu'nun en büyük mirası, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve Dünyanın Yeni Yedi Harikası arasında gösterilen efsanevi Machu Picchu, tüm ihtişamıyla bizleri bekliyor.
Sabahın erken saatlerinde otelimizden ayrılarak, İnka medeniyetinin en önemli yerleşimlerinden biri olan Ollantaytambo'ya doğru hareket ediyoruz. Yol boyunca, And Dağları'nın görkemli zirveleri, bereketli Kutsal Vadi ve İnka uygarlığının binlerce yıllık izleri bizlere eşlik ediyor.
Ollantaytambo İstasyonu'ndan hareket eden konforlu turistik trenimize geçiyor ve Güney Amerika'nın en etkileyici demiryolu rotalarından birine başlıyoruz. Yaklaşık 1,5 saat sürecek bu benzersiz yolculuk boyunca, kıvrılarak akan Urubamba Nehri, yemyeşil bulut ormanları, sarp dağ yamaçları ve sisler arasından yükselen zirveler adeta görsel bir şölen sunuyor. Her virajda değişen manzaralar, Machu Picchu'ya yaklaşmanın heyecanını daha da artırıyor.
Trenimizin Aguas Calientes kasabasına ulaşmasının ardından kısa bir otobüs yolculuğu ile dünyanın en gizemli antik kentlerinden biri olan Machu Picchu'ya çıkıyoruz.
Bulutların arasından yavaşça beliren taş yapılar ilk kez karşınıza çıktığında, neden buranın dünyanın en büyüleyici arkeolojik alanlarından biri olarak kabul edildiğini anında hissedeceksiniz.
Profesyonel rehberimiz eşliğinde gerçekleştireceğimiz kapsamlı gezimiz sırasında; İnka mühendisliğinin en etkileyici örneklerinden Güneş Tapınağı, kutsal Üç Pencereli Tapınak, astronomik gözlemlerde kullanıldığı düşünülen Intihuatana Taşı ve yüzyıllardır ayakta kalan teras sistemlerini yakından keşfediyoruz. Her taşın, her yapının ve her terasın ardında saklı olan İnka uygarlığının büyüleyici hikâyesi, bu eşsiz deneyimi çok daha anlamlı hâle getiriyor.
Rehberli turumuzun ardından, Machu Picchu'nun büyülü atmosferini kendi temponuzda yaşayabilmeniz için serbest zaman veriyoruz. Bu eşsiz manzarayı ölümsüzleştirebilir, bulutların dağlarla dans ettiği bu olağanüstü coğrafyada sessizce yürüyebilir ve dünyanın en etkileyici antik kentlerinden birinin enerjisini doyasıya hissedebilirsiniz.
Yerel bir restoranda alacağımız öğle yemeğinin ardından, otobüsle yeniden Aguas Calientes'e iniyor ve turistik trenimizle Ollantaytambo'ya dönüş yolculuğumuza başlıyoruz. İstasyonda bizleri bekleyen özel aracımızla And Dağları'nın büyüleyici manzaraları eşliğinde Cusco'ya ulaşıyor ve otelimize transfer oluyoruz.
Bugün, yalnızca dünyanın en önemli arkeolojik miraslarından birini görmekle kalmıyor; İnka medeniyetinin ihtişamını, And Dağları'nın büyüleyici doğasını ve tarihin derinliklerinden günümüze ulaşan eşsiz bir uygarlığın izlerini yaşayarak keşfediyoruz. Bu deneyim, Güney Amerika yolculuğunuzun hafızalardan silinmeyecek en özel anlarından biri olarak yerini alacak.
Öğle Yemeği: Seçkin bir yerel restoranda alınacaktır.
Amazon'un Kalbine Yolculuk: Doğanın Ritmini Hissetmeye Hazır Olun
Bugün, İnka medeniyetinin taş şehirlerinden ayrılıyor ve dünyanın en büyük yağmur ormanı olan Amazon'un büyüleyici dünyasına doğru unutulmaz bir yolculuğa çıkıyoruz. Sabah saatlerinde Cusco Havalimanı'na transfer oluyor, kısa ve keyifli bir uçuşun ardından tropikal doğanın kapısı olarak kabul edilen Puerto Maldonado'ya ulaşıyoruz.
Havalimanında bizleri bekleyen yerel ekibimiz tarafından karşılandıktan sonra, orman konaklaması için gerekli olmayan ana valizlerimizi güvenli şehir ofisimize bırakıyor ve Amazon'da geçireceğimiz iki gün boyunca ihtiyaç duyacağımız eşyalarımızla yolculuğumuza devam ediyoruz.
Bir sonraki durağımız ise Amazon'un gerçek başlangıç noktası…
Madre de Dios Nehri kıyısındaki iskeleden bineceğimiz motorlu teknemizle, yaklaşık 45 dakikalık büyüleyici bir nehir yolculuğuna çıkıyoruz. Yol boyunca yoğun yağmur ormanlarının arasından süzülen nehir, rengârenk kuşlar, kelebekler ve tropikal bitki örtüsü eşliğinde Amazon'un benzersiz atmosferini ilk andan itibaren hissettiriyor. Medeniyet yavaş yavaş geride kalırken, yerini yalnızca doğanın seslerine bırakan eşsiz bir dünyanın kapıları aralanıyor.
Ormanın kalbinde yer alan seçkin Eco-Lodge'umuza ulaştığımızda, tropikal meyveler ve ferahlatıcı içecekler eşliğinde sıcak bir karşılama ile karşılanıyoruz. Ahşap mimarisi ve doğayla kusursuz uyum içinde tasarlanmış konforlu bungalovlarımıza yerleşirken, Amazon'un huzurlu atmosferi daha ilk dakikalardan itibaren sizleri etkisi altına alıyor.
Akşam saatlerinde ise Amazon'un en büyüleyici yüzünü keşfetmek üzere rehberimiz eşliğinde ilk doğa keşfimize çıkıyoruz. Güneşin batmasıyla birlikte bambaşka bir yaşama uyanan yağmur ormanlarında gerçekleştireceğimiz bu özel yürüyüş veya nehir gezisi sırasında; kaymanlar, gece aktif olan kuş türleri, rengârenk böcekler ve Amazon'un gizemli canlılarını doğal yaşam alanlarında gözlemleme fırsatı buluyoruz.
Doğanın seslerinin eşlik ettiği bu unutulmaz keşfin ardından lodge'umuza dönüyor, Amazon gecesinin büyüleyici atmosferinde akşam yemeğimizi alıyor ve medeniyetten kilometrelerce uzakta, dünyanın en büyük yağmur ormanının kalbinde eşsiz bir konaklama deneyimi yaşıyoruz.
Dünyanın En Büyük Yağmur Ormanında Doğayla Baş Başa Bir Keşif
Güne, Amazon Ormanları'nın eşsiz sesleri eşliğinde uyanıyor ve lodge'umuzda alacağımız kahvaltının ardından, gezegenimizin en zengin ekosistemlerinden birini keşfedeceğimiz unutulmaz bir tam gün doğa deneyimine başlıyoruz. Bugün, yalnızca bir ormanı ziyaret etmeyecek; dünyanın en büyük doğal hazinelerinden birinin kalbine doğru benzersiz bir keşif yolculuğuna çıkacağız.
İlk durağımız, yağmur ormanlarını bambaşka bir perspektiften deneyimleyeceğimiz Kanopi Yürüyüşü oluyor. Dev ağaçların tepeleri arasına kurulmuş güvenli asma köprülerde ilerlerken, Amazon'un en hareketli yaşam katmanını kuşbakışı izleme ayrıcalığını yaşıyoruz. Tropikal kuşların melodileri, rengârenk papağanlar, ağaçlar arasında özgürce dolaşan maymunlar ve yemyeşil bitki örtüsü, bu eşsiz deneyimi unutulmaz kılıyor.
Ardından rotamızı, Amazon'un en etkileyici doğal alanlarından biri olan Sandoval Gölü'ne çeviriyoruz. Sessizce ilerleyen kanolarımızla gölün durgun sularında süzülürken, doğanın huzurunu tüm benliğimizle hissediyoruz. Şanslı günümüzde, nesli koruma altında bulunan dev su samurlarını, rengârenk kuş türlerini, kaplumbağaları ve Amazon'un zengin yaban hayatını doğal ortamlarında gözlemleme fırsatı buluyoruz. Bu sakin yolculuk, Amazon'un gerçek ruhunu hissetmenin en özel anlarından biri oluyor.
Günün devamında, bölgenin deneyimli yerel rehberleri eşliğinde gerçekleştireceğimiz Etnobotanik Keşif Turu ile Amazon'un binlerce yıllık doğal bilgeliğine tanıklık ediyoruz. Yağmur ormanlarında yetişen şifalı bitkiler, dev ağaç türleri ve yerli toplulukların yüzyıllardır doğayla uyum içinde geliştirdiği yaşam kültürü hakkında birbirinden ilgi çekici bilgiler edinirken, Amazon'un yalnızca bir orman değil, yaşayan dev bir ekosistem olduğunu daha yakından keşfediyoruz.
Doğanın ritmine uyum sağlayarak geçireceğimiz bu özel gün boyunca, modern dünyanın gürültüsünden uzaklaşıp yalnızca kuş sesleri, nehirlerin dingin akışı ve yağmur ormanlarının büyüleyici atmosferi eşliğinde unutulmaz anılar biriktireceğiz.
Akşam saatlerinde Eco-Lodge'umuza dönüyor, Amazon'un yıldızlarla kaplanan gökyüzü altında geçireceğimiz son gecenin huzurunu yaşarken, dünyanın en etkileyici doğal miraslarından birinde olmanın ayrıcalığını hissediyoruz.
Amazon'un Vahşi Doğasından Güney Amerika'nın Gastronomi Başkentine
Amazon Yağmur Ormanları'nda geçirdiğimiz unutulmaz günlerin ardından, güne doğanın eşsiz melodileri eşliğinde başlıyoruz. Lodge'umuzda alacağımız kahvaltının sonrasında, motorlu teknelerimizle Madre de Dios Nehri boyunca keyifli bir yolculuk yaparak yeniden Puerto Maldonado'ya dönüyoruz.
Şehir ofisimizden ana valizlerimizi teslim aldıktan sonra havalimanına transfer oluyor ve Peru'nun modern yüzünü keşfedeceğimiz Lima uçuşumuz için hazırlıklarımızı tamamlıyoruz. Tropikal yağmur ormanlarından ayrılırken, Güney Amerika'nın bambaşka bir atmosferine doğru keyifli bir geçiş yapıyoruz.
Lima'ya varışımızın ardından özel aracımızla otelimize transfer oluyor ve odalarımıza yerleşiyoruz. Pasifik Okyanusu kıyısında uzanan bu zarif başkent; kolonyal mirası, çağdaş mimarisi, sahil boyunca uzanan etkileyici manzaraları ve dünya çapında ün kazanmış gastronomi kültürüyle bizleri karşılıyor.
Günün geri kalanında sizlere serbest zaman sunuyoruz. Dileyen misafirlerimiz, Lima'nın şık caddelerinde keyifli bir yürüyüş yapabilir, sahil boyunca uzanan Miraflores semtinin seçkin kafelerini keşfedebilir veya dünyanın gastronomi başkentlerinden biri olarak kabul edilen bu şehirde Peru mutfağının eşsiz lezzetlerini deneyimleyebilirler.
Taptaze deniz ürünleriyle hazırlanan dünyaca ünlü Ceviche, Peru mutfağının simgelerinden Lomo Saltado ve ülkenin zengin gastronomi kültürünü yansıtan birbirinden özel tatlar, bu akşamı unutulmaz bir lezzet deneyimine dönüştürecek.
Amazon'un vahşi doğasından, Güney Amerika'nın en sofistike şehirlerinden birine uzanan bu özel günün ardından konaklamamızı Lima'daki seçkin otelimizde gerçekleştiriyoruz.
Pasifik Kıyılarından El Dorado Efsanesinin İzinde
Otelimizde alacağımız kahvaltının ardından, Güney Amerika'nın en zarif başkentlerinden biri ve dünyanın gastronomi merkezleri arasında gösterilen Lima'yı keşfetmek üzere panoramik şehir turumuza başlıyoruz. Kolonyal geçmişi, okyanus kıyısındaki modern yaşamı ve kültürel zenginliğiyle Lima, gün boyunca bizlere birbirinden farklı yüzlerini sunuyor.
İlk durağımız, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan tarihi şehir merkezi oluyor. Şehrin kalbi kabul edilen Plaza Mayor Meydanı'nda; görkemli Hükümet Sarayı, tarihi Belediye Binası ve zarif ahşap balkonlarıyla ünlü kolonyal yapıları panoramik olarak görüyoruz. Ardından, Lima'nın en önemli tarihi eserlerinden biri olan San Francisco Manastırı'nı ziyaret ediyor, etkileyici mimarisi ve yer altındaki ünlü katakomplarıyla Peru'nun kolonyal dönemine yakından tanıklık ediyoruz.
Şehir turumuzun devamında rotamızı Pasifik Okyanusu'nun muhteşem manzarasına hâkim Miraflores semtine çeviriyoruz. Okyanus boyunca uzanan falezler üzerinde yapacağımız keyifli yürüyüş sırasında, Lima'nın en romantik noktalarından biri olan Parque del Amor (Aşk Parkı)'nda fotoğraf molası veriyor, Pasifik'in sonsuz maviliğini seyrederek bu büyüleyici atmosferin tadını çıkarıyoruz.
Programımızın elverdiği ölçüde, sanat galerileri, renkli sokakları, tarihi konakları ve etkileyici duvar resimleriyle ünlü Barranco semtini de keşfediyoruz. Lima'nın bohem ruhunu yansıtan bu seçkin mahalle, sanat ve kültürle iç içe geçmiş benzersiz atmosferiyle ziyaretçilerini kendine hayran bırakıyor.
Şehir turumuzun ardından, Peru mutfağının dünyaca ünlü lezzetlerini deneyimleyebilmeniz için sizlere kısa bir serbest zaman sunuyoruz. Dileyen misafirlerimiz, seçkin restoranlarda Peru'nun zengin gastronomi kültürünü keşfedebilir veya son alışverişlerini tamamlayabilirler.
Belirlenen saatte Lima Havalimanı'na transfer oluyor ve Avianca Hava Yolları'nın 17.35 uçuşu ile Peru'ya veda ederek Güney Amerika'nın bir başka büyüleyici ülkesi olan Kolombiya'ya doğru yola çıkıyoruz.
Yaklaşık 3 saat 15 dakikalık konforlu uçuşumuzun ardından, El Dorado efsanesiyle özdeşleşen ve And Dağları'nın yüksek platolarında kurulu Bogotá'ya ulaşıyoruz. Havalimanında bizleri bekleyen özel aracımızla otelimize transfer oluyor, Güney Amerika'nın en dinamik başkentlerinden birini keşfedeceğimiz ertesi gün öncesinde odalarımıza yerleşerek dinleniyoruz.
El Dorado Efsanesinin İzinde, And Dağları'nın Kalbinde Bir Keşif
Otelimizde alacağımız kahvaltının ardından, deniz seviyesinden 2.640 metre yükseklikte konumlanan ve Kolombiya'nın kültürel, tarihi ve siyasi merkezi olan Bogotá'yı keşfetmek üzere panoramik şehir turumuza başlıyoruz. Kolonyal mirası, çağdaş sanat anlayışı ve canlı şehir yaşamıyla Bogotá, Güney Amerika'nın en karakteristik başkentlerinden biri olarak bizleri karşılıyor.
İlk durağımız, şehrin simgesi hâline gelen Monserrate Tepesi oluyor. Teleferik veya füniküler ile 3.152 metre yüksekliğe yükselirken, And Dağları'nın büyüleyici manzarası adım adım önümüzde açılıyor. Zirveye ulaştığımızda, milyonlarca insanın yaşadığı Bogotá'yı kuşbakışı izliyor, şehrin panoramik siluetini ve çevresini saran görkemli dağları unutulmaz karelerle ölümsüzleştiriyoruz. Tepedeki tarihi kilise ve yerel pazar alanı, bu eşsiz deneyimi tamamlayan özel duraklar arasında yer alıyor.
Ardından rotamızı, Bogotá'nın tarihi ruhunu en iyi yansıtan La Candelaria bölgesine çeviriyoruz. Taş döşeli dar sokaklar, rengârenk kolonyal evler, sanat galerileri ve dünyaca ünlü sokak sanatlarıyla bezeli duvarlar arasında yapacağımız yürüyüş sırasında, geçmiş ile günümüzün kusursuz uyumuna tanıklık ediyoruz. Her köşe başında farklı bir hikâye anlatan bu tarihi mahalle, Bogotá'nın en etkileyici atmosferlerinden birini sunuyor.
Şehrin kalbinde yer alan görkemli Plaza de Bolívar Meydanı'nda vereceğimiz molada; Katedral, Adalet Sarayı, Ulusal Parlamento Binası ve tarihi yönetim yapıları eşliğinde Kolombiya'nın bağımsızlık mücadelesine ve zengin tarihine yakından tanıklık ediyoruz.
Bogotá ziyaretimizin en özel duraklarından biri ise hiç kuşkusuz dünyaca ünlü Altın Müzesi (Museo del Oro) oluyor. Dünyanın en kapsamlı Kolomb öncesi altın koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapan bu benzersiz müzede, binlerce yıllık uygarlıklara ait 30 binden fazla altın eser arasında dolaşırken, Güney Amerika'nın en büyük efsanelerinden biri olan El Dorado'nun doğuş hikâyesini keşfediyoruz.
Sanatseverler için günün bir diğer ayrıcalıklı deneyimi ise Botero Müzesi oluyor. Kolombiya'nın dünyaca ünlü sanatçısı Fernando Botero'nun kendine özgü estetik anlayışıyla hayat verdiği ikonik eserleri yakından inceliyor; sanatçının kişisel koleksiyonundan bağışladığı birbirinden değerli tablolar ve heykeller eşliğinde Kolombiya sanatının en önemli isimlerinden birini daha yakından tanıyoruz.
Yerel bir restoranda alacağımız akşam yemeğinin ardından, günün geri kalanında Bogotá'nın seçkin kafelerinde dünyaca ünlü Kolombiya kahvesinin eşsiz aromasını deneyimleyebilir, şehrin canlı atmosferinde keyifli vakit geçirebilirsiniz.
El Dorado efsanesinden kolonyal sokaklara, sanatla iç içe geçmiş meydanlardan And Dağları'nın zirvelerine uzanan bu unutulmaz günün ardından konaklamamızı Bogotá'daki seçkin otelimizde gerçekleştiriyoruz.
Akşam Yemeği: Yerel restoranda alınacaktır.
Unutulmaz Anılarla Güney Amerika'ya Veda
Bugün, Güney Amerika'nın büyüleyici coğrafyasında yaşadığımız benzersiz keşif yolculuğumuzun son günü… Şili'nin sıra dışı Atacama Çölü'nden dünyanın en büyük aynası Salar de Uyuni'ye, İnka medeniyetinin görkemli mirası Machu Picchu'dan Amazon Yağmur Ormanları'nın eşsiz biyoçeşitliliğine ve Kolombiya'nın renkli kültürüne uzanan bu unutulmaz serüven, hafızalarımızda silinmeyecek anılar bırakıyor.
Otelimizde alacağımız kahvaltının ardından, uçuş saatimize kadar Bogotá'yı son kez hissetmek için serbest zamanımız oluyor. Dileyen misafirlerimiz şehrin zarif caddelerinde kısa bir yürüyüş yapabilir, seçkin butiklerden son alışverişlerini tamamlayabilir ya da dünyaca ünlü Kolombiya kahvesi eşliğinde bu eşsiz yolculuğun en güzel anılarını yeniden hatırlayabilirler.
Belirlenen saatte özel aracımızla, Kolombiya'nın dünyaya açılan kapısı olan El Dorado Uluslararası Havalimanı'na transfer oluyoruz. Pasaport ve bagaj işlemlerimizin ardından, Türk Hava Yolları'nın saat 15.10'daki direkt uçuşu ile İstanbul'a dönüş yolculuğumuza başlıyoruz.
Atlas Okyanusu'nu aşacağımız bu uzun uçuş boyunca, Türk Hava Yolları'nın ödüllü ikramları, konforlu kabin deneyimi ve zengin uçak içi eğlence sistemi eşliğinde keyifli bir gece geçiriyoruz.
Geride yalnızca binlerce kilometrelik bir rota değil; farklı medeniyetler, nefes kesen doğal güzellikler, eşsiz kültürler ve ömür boyu hatırlanacak deneyimlerle dolu benzersiz bir Güney Amerika hikâyesi bırakıyoruz.
Türk Hava Yolları'nın konforlu uçuşunun ardından, yerel saat ile 15.30'da İstanbul Havalimanı'na ulaşıyoruz. Pasaport ve bagaj işlemlerimizin tamamlanmasıyla birlikte, tam 17 gün süren ve Güney Amerika'nın en büyüleyici coğrafyalarını keşfettiğimiz bu eşsiz serüven sona eriyor.
Bu yolculuk boyunca yalnızca ülkeler gezmedik; Atacama Çölü'nün sonsuz sessizliğini hissettik, Salar de Uyuni'nin gökyüzünü yansıtan büyülü beyazlığında yürüdük, Machu Picchu'nun mistik atmosferinde tarihe tanıklık ettik, Amazon Yağmur Ormanları'nın kalbinde doğanın gerçek ritmini keşfettik ve Güney Amerika'nın renkli kültürleriyle unutulmaz anılar biriktirdik.
Valizlerimiz hediyelerle dolu olabilir; ancak bu yolculuğun en değerli kazanımı, hayat boyu hatırlanacak deneyimler, farklı kültürlerle kurulan bağlar ve hafızalarda iz bırakacak eşsiz anılar olacaktır.
Baytatil ayrıcalığıyla gerçekleştirdiğimiz bu premium Güney Amerika keşfini güzel anılar ve yeni dostluklarla geride bırakırken, bir sonraki rotada dünyanın başka bir köşesini birlikte keşfetmenin heyecanıyla sizlere veda ediyoruz.
Bir başka Baytatil Premium yolculuğunda yeniden buluşmak dileğiyle…
>Uluslararası Uçuşlar: Türk Hava Yolları ile İstanbul – Santiago ve Bogota – İstanbul arası ekonomi sınıfı uçuşlar.
>Ara Uçuşlar: * Santiago – Calama
Uyuni – La Paz
La Paz – Cusco (Avianca)
Cusco – Puerto Maldonado
Puerto Maldonado – Lima
Lima – Bogota (Avianca)
>Konaklama: Programda belirtilen şehirlerde 3* ve 4* otellerde, Uyuni’de özel Tuz Oteli’nde ve Amazonlar’da Eco-Lodge’da konaklamalar.
>Transferler: Tüm şehirlerde program dahilindeki havalimanı-otel-havalimanı transferleri.
>Machu Picchu Treni: Ollantaytambo – Aguas Calientes arası konforlu turistik tren bileti.
>Rehberlik: Profesyonel Türkçe rehberlik hizmeti
>Santiago, Valparaiso & Vina del Mar turları.
>Atacama Ay Vadisi turu.
>Salar de Uyuni 4x4 Jeep turları.
>La Paz şehir ve Teleferik turu.
>Machu Picchu giriş ve rehberli turu.
>Amazon orman içi aktiviteleri ve tam pansiyon konaklama.
>Lima ve Bogota şehir turları.
>Otellerdeki sabah kahvaltıları ve Amazon Lodge konaklamasındaki tüm öğünler (Sabah, Öğle, Akşam). Belirtilen tüm diğer yemekler
>Zorunlu seyahat sigortası
>Yurt Dışı Çıkış Harcı: İlgili bankalara veya havalimanındaki vezneye ödenen harç pulu.
>Belirtilmeyen Öğle ve Akşam Yemekleri: Amazon Lodge dışındaki şehirlerde alınacak olan yemekler (Rehberimiz en iyi yerel mekanlar için yönlendirme yapacaktır).
>Kişisel Harcamalar: Otel ekstraları, telefon, çamaşırhane ve alışverişler.
>Bahşişler: Yerel rehberler ve şoförler için bahşişler (toplam tavsiye150 usd Teamülen toplanır).
İlk yorumu siz yapın